Güncel ve Tarafsız Haber

Murat Bardakçı

Biz bu cenaze tartışmasının gerçek tatbikatını 1969’da görmüştük


GARİP bir toplum olduk! Artık bırakın çok eskileri, yakın geçmişi bile hatırlamaz haldeyiz. Türk Diyanet Vakfı Sendikası'na bağlı imamların İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu hakkında 'cenazesini yıkamayız, namazını da kıldırmayız' demeleriyle başlayan tartışma gündemimizi işgal ediyor ama bundan 34 sene önce yaşadığımız ve o günlerin Türkiye'sini derinden etkileyen bir başka cenaze hadisesini hatırlayamıyoruz: Dr. İmran Öktem'in cenazesinde olanları...

İmran Öktem, 1966 ile 1968 yılları arasında Yargıtay Başkanı idi. 1967 Eylül'ünde adli yılın açılışındaki konuşmasında Nurculuk'un tehlikelerinden bahsedip Fransız filozof Voltaire'in 'Tanrı'yı da insan yaratmıştır' şeklindeki sözünü de nakledince aşırı dinci çevrelerin bir anda hedefi haline gelmişti.

Yargıtay Başkanı İmran Öktem 1 Mayıs 1969'da öldü ve iki gün sonra, 3 Mayıs'ta Ankara'daki Maltepe Camii'nde yapılan cenaze merasiminde kıyamet koptu.

Günlerden cumaydı, devlet protokolü camiin avlusundaydı ve cuma namazı bitip cenaze namazına geçileceği sırada kalabalık bir grup 'Allahsızlar'ın namazı kılınmaz', 'Káfirler Moskova'ya' diye sloganlar atıp cenazeye saldırdılar. İmamın elinden mikrofonu kapan saldırganlar 'Münafıklar burada' diye bağırınca, camiin dışında bekleyen ve olup bitenlerden habersiz olan bir grup genç de 'Atatürk geliyor' sloganıyla ilk grubun üzerine yürüdü. Bir kenarda cenaze namazının kılınmasını bekleyen İsmet İnönü ezilme tehlikesi atlattı ve İnönü'yü siláhını çeken bir tuğgeneral korudu. İnönü, Maltepe Camii'nde yaşananlarla ilgili olarak daha sonra 'Olay, her manasıyla bir ölçüde 31 Mart vak'asıdır' diyecekti.

Bu karışıklık içerisinde, İmran Öktem'in namazının kılınıp kılınmadığı bir türlü anlaşılamadı. Bir grup 'kılındı', bir başka grup da 'kılınmadı' derken Hıfzı Gözübüyük adında bir avukat namazı 'imamın değil, kendisinin kıldırdığını' söyledi ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Çankaya Emniyet Müdürlüğü'nde zabıt tutturup namazın kılındığını tescil ettirdi.

Bundan sadece 34 sene önce yaşanan bu hadiseyi bile artık unutmuş olmamız toplumsal hafızamızın gittikçe zayıfladığını göstermiyor mu?

 

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com